Pazartesi, Haziran 28, 2010

Bakire misin G20 mi?





Gelişmiş 20 ülke patron temsilcilerinin sermayenin gidişatı ve küresel ekonomi üzerine kelam edecekleri G20 toplantıları fotolarda göreceğiniz üzere Toronto'da başladı. Gururlansam mı bilemedim, fakir devletleri çeşitli yaptırımlar ve sözde küresel ekonomik çözümlerle daha da fakirleştirecek bu gelişmiş 20 ülke arasındaymışız. Nasıl oluyor ben anlamadım, etrafımda ben dahil birçok insan kriz nedeniyle maaş alamazken, bindiğim her taksi şoföründen "öldük abla, battık, ben de taksiye girdim" lafını duyarken biz hangi ara geliştik, kaçırdım.

Bu sadece işin ekonomik boyutuna şaşkınlığım. Geçen gün Beşiktaş ışıklarda karşıdan karşıya geçerken az kalsın araba altında kalıcak olmasına aldırmadan gözleri şortuma takılı "kancık, her bi yanı açık" diyen bi teyzemiz var bizim. eminim her mahallede de var bundan. ben tabii iyi niyetli bi ülke evladı olarak, teyzenin bastonunu kafasına geçirmek yerine gülümsedim sadece. işte biz G2o'deyiz ya çok şaşkınım.

Öte yandan, biliyorum bu ekonomi toplantısı "ne alaka" diceksiniz ama fırsat buldum, giydirmem lazım zihniyetimize.. diyorum ki, bizim hastanelerimizde 6 yıl tıp okuyup kafanın içi yine tak tak bomboş kalan, kadın hastalarına hala "evli misin, bekar mısın" diye soran doktor bozuntuları var. hayır, gittim başhekime şikayet ettim, Levent Hastanesi, dur isim de vereyim. Dedim doktorunuz ne hakla bana evlilik cüzdanı sorar, hangi zihniyetle? dedi, "aaa hanfemdi, muayene için sormamız şart" lan laf mı anlamazsınız, o kadar kalın kalın kitapları o kalın kafanız nasıl aldı? biz de adam gibi doktorlar da var, kimsenin özel hayatını yargılamanın haddine düşmediğini bilen ve "bakire misin, kız mısın" gibi daha amaca yönelik sorular soran. tey allahım... derdimi anlattım ben aynen böyle, "aa haklısınız" dedi bu sefer. ama bence aman bu şirretle mi uğraşcam dedi başından savdı.

isyanım var ya.. iki yüzlü davramaya isyanım var benim. kardeşim dış borcun sumo güreşçisinin kıçı kadar olmuş, üretimi sıfır, vatandaşının pantolu var donu yok, en eğitimli doktorların bile alık, teyzelerin ekonomik sıkıntıdan yolda gördüğü açık kızlara sarmış hala ne işin var o G20'de. ben seni böyle de seviyorum zaten. ben buyum de, çekil köşene mutlu mesut beraber yaşayalım. o vakit o doktoru da teyzeyi de tayyibi de çekerim sineye.

Çarşamba, Haziran 23, 2010

Glasto, Sonisphere ve Vakit Gastesi



Sedatım, "1 saatte isimleri okuyabildim.. lanet bizde nie böle festivaller yok :S" demiş. böyle içimde bir sıkıntı, bir yandan yağmur yağar şimşek çakar; bi yandan Glasto yarın başlar, gönül ister gidemez, son bi yandan bize sunulan festivallere "daha düne kadar bi festivalin yoktu, idare etcen" dememiz dayatılır. eleştirirsin eli kolu bağlı sponsorlara, organizatörlere köstek olmuş olursun. "oh bu yaz da festivale doydum" diyemezsin. bi yandan Sonisphere festivali için yahudi güvenlikçiler kullanılıyo diye cihad çağrısı yapılır, bu festivale gidenler homo ve sapık olarak ilan edilir...

homo ve sapık. bugünkü haberde bu iki kelimeyi aynı cümlede kullanan gazeteci bozuntusunu beş VAKİT, domaltıp kıçını kırbaçlayasım var. zaten, bu yazarı Erdem tespit etmiş, fotoğrafta piksellenmiş, üsüne işenen adamın ta kendisiymiş. biz bu adamlar bizi ortaçağa geri götürecek sanırdık, saçı uzun her genci satanist ilan eden 90'lara götürdüler. gene çok şanslıyız yani.

yazıyı tatlıya bağlayıp bitimek istiyorum. one love'ımız var bebek şenliğimiz var, öyle konserler oluyo falan eğleniyoruz. bunları yapamayan ülkeler var. hem mesela Yunanistan'ın yerinde olmak hiç istemezdim. Selanik'te öyle cıbıl cıbıl eğleniyolar ama paraları yok.

tatlı kısmı şu Glasto Line Up'ı: (kendimce derledim) Gorillaz, Vampire Weekend, Hot Chip, Florence and The Machine, La Roux, Phoenix, Magic Numbers, Groove Armada (bunu biz de geçen hafta dinledik, hıh), Bombay Bicycle Club, DJ Rob da Bank, DJ Simian Mobile Disco, New Model Army, Kelis, Jamie T, Foals, Pet Shop Boys, Editors, Muse, Scissor Sisters, Stevie Wonder, Faithless, Norah Jones, Orbital, lcd soundsystem, Holy Fuck, Crystal Castles, We Have Band ve SHAKIRA. Bildiğimiz şakira.

Perşembe, Haziran 10, 2010

homofobik domatesler



"Ne yalnış, ne de yalnızsınız" sloganıyla ülkemiz gay ve lezbiyenlerinin sorunlarını dile getiren sivil toplum kuruluşu Lamdaİstanbul 6. Geleneksel Hormonlu Domates Homofobi-Transfobi Ödülleri adaylarını açıkladı. Siz de yılın hormonlu domatesini seçmek isterseniz, Lamdaİstanbul'un web sitesinden oy kullanabilirsiniz.

Bu yılki adaylar gene göz alıcı. İşte birkaç göze çarpan isim:

Davut Güloğlu:Karadenizin Ricky Martin'i olarak tanınan Güloğlu, Ricky Martin'in eşcinsel olduğunu açıklamasından sonra, artık Karadenizin Ricky Martin'i olarak anılmak istemediğini açıkladığı için....

Esra Erol:Sunuculuğunu yaptığı evlilik programına telefonla bağlanan kadın izleyicinin, bir kadınla evlenmek istediğini belirtmesi üzerine telefonunu susturup, yüzüne kapattırdığı ve "Türkiye bunu kaldıramaz, başka programlara git! Burası şov yeri değil." dediği için...

Hülya Avşar:Programına konuk ettiği Ata Demirer'e "Gay mısın, normal misin?" dediği için...

Zekeriya Beyaz:Katıldığı bir televizyon programında "Meşru yoldan cinsel ilişki helaldir. Eşcinsel ilişkiler son derece yanlıştır. ‘Genetik yoldan gelmiştir' falan bunlar uydurmadır. İşe ısındırma yollarıdır, dediği için...

Emniyet Müdürlüğü:İstanbul’da travesti ve transseksüellerin uğradığı şiddete tamamen kayıtsız kaldığı, transların sokaktaki varoluşlarını bir "kabahat" saydığı için...

Daha fazlası ve oy kullanmak için BURAYA

Pazartesi, Haziran 07, 2010

I ate Justin

How many Justin Biebers could you take in a fight?

Created by Oatmeal

Perşembe, Haziran 03, 2010

internet üçlemesi




Yukarıdaki grafiğe tıklayın yakından bir bakın. Dijital pazarlamacılar ve sosyal medya meraklılarının ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Beni şaşırtan şey, internette geçirilen sürenin dağılımındaki değişim oldu. Online alışveriş ve haberler, pornografinin önüne geçmiş. vay.. seni görmem imkansız. pornonun düşüşüne içiyorum.

kaynak burası:

http://www.flowtown.com/blog/are-we-addicted-to-the-internet?display=wide

Salı, Haziran 01, 2010

vandalista



Portekizli çocukların nassıl güzel olduklarını, aklı baştan aldıklarını şahsen iyi bilirim. Os Gemeos ve Blu da aklımı başmdan aldılar. Tate Modern'in dış cephesinin graffitiye bulanmış haline de tanık oldum Amsterdam, Prag ve İstanbul sokaklarındakilere de... ama bu kadar iyisine.. abarttığımı düşünüyorsanız linki takip edin:

Os Gemeos + Blu