Çarşamba, Aralık 23, 2009

Bu da size kapak olsun


Örnek: 2008 Aralık kapağının Londralı illsütratör John Paul Thurlow tarafından elden geçirilimiş hali.



DazednConfused dünyanın her bi köşesinden illüstratörleri, son 10 yıldan bir Dazed kapağı seçerek çizmesini istiyor. Bu bir yarışmadır ve sınırlaması sadece derginin kapağı kadardır. Başarılı olan illüstratörlerin işleri, derginin gelecek sayılarından birinde yayınlanacak. Son katılım tarihi 15 Şubat 2010. Bizden Burak Şentürk denese ya.

Pazartesi, Aralık 21, 2009

Babylon Dergi 2,3,4.. yetmez; 4,5,6 olsun...


Bir kulübün dergi çıkarmasına Indigo'ya Living Indigo'yu hazırlayan ekipten biri olduğum için hiç yabancı değilim. Babylon Dergi'nin de ilk sayısı çıkar çıkmaz Pandora Kitabevi'ne dalıp almıştım. Okumuştum, yavaş yavaş. Sevmiştim, biraz. Sonuçta 5 tane kültür-sanat dergisi say dediğinde 3 taneyi bir araya getiremediğin bir ülkede var olanı da hak ettiğinden fazlasıyla desteklemek istiyorsun ki yenileri gelebilsin. Yine de bu dergide, Babylon sahnesi dışında başka şeyler de görmek istediğimi söylemem de sakınca yok heralde.

Bant ekibi tarafından hazırlanan Babylon Dergi 2'de ne görücez derseniz, Babylon Sahnesi'nde ne varsa onu göreceksiniz. Bir de Yakın Mercek köşesinde Greenpeace'i... Ki Hopenhagen'in fiyaskoyla sonuçlandığı şu günlerde Greenpeace'i mercek altına almak yerinde ve öngörülü bi dergicilik anlayışı.

Çarşamba, Aralık 02, 2009

Hopenhagen


Diyorlar ki dünyayı değiştirmek, küresel ısınma ve iklim değişikliklerini değiştirmek için hala şansımız varmış. Umutlu olun ahali diyor. Yaşanabilir bir dünya için diyo, hadi sitemize gelin, bize destek verin diyor. Ben verdim. Hadi.

Cuma, Ekim 02, 2009

Fudumudu




Fudumudu. El yapımı tokalar, çantalar, yaka iğneleri; hepsinin tasarımı Funda Yıldırım’a ait… Farklı giyinmeyi seven, “benden bir tane daha olmasın” diyen herkesi Taksim Bol Wear’deki yerinde bekliyor. Rengarenk sweat’ler, tüllü müllü elbiseler, t-shirt’ler de dükkanın öteki tarafında. Bakalım Funda bize neler anlatıyor?


Sen aslında reklamcısın. Nasıl oldu da Fudumudu ortaya çıktı?
Evet, Galatasaray Üniversitesi’nde iletişim okudum ve bir reklam ajansında reklam yazarı olarak çalışıyorum. Örgü örmek ve bir şeyler dikmek küçüklüğümden beri en büyük uğraşımdı. İlkokulda daha ilmekleri bile zar zor atarken, babama şu soruyu sormuşum: “Kazağın kelebek desenli mi olsun yoksa baklava desenli mi?”

O zamanlardan belliymiş günün birinde modaya bulaşacağın!
Evet, çok meraklıydım örgüye. Bu hep böyle oldu. Sonunda Fudumudu çıktı ortaya. Şimdilik sadece aksesuarlar yapıyorum. Giysi kısmını farklı markalarla oluşturuyorum. İleride kendi üretimim giysiler de olacak.

Fudumudu çok eğlenceli bir isim. Diyelim Fudu, Funda’dan geliyor, mudu da ne?
Bulduğum hiçbir şey güzel gelmeyince en sonunda kendi ismimi düşünerek “Funda Munda neyse ne işte!” dememle birlikte aklımdan geçenler aynen şöyle oldu: “Funda-Munda... Fundu-Mundu... Fudumudu!” Bulmuştum. Ben de seviyorum bu ismi.

Senin için Fudumudu’nun öncesinde bir de Bol Wear var, değil mi?
Bol Wear, diğer çocuk. Underground Türkçe Rap’ten tanıdığımız A.P.O. ile ortak kurduğumuz bir marka. Daha çok hiphop dinleyicilerine hitap ediyor. Hiphop giyim, bambaşka, renkli ve her öğenin ayrı bir anlam taşıdığı başlı başına bir dünya. T-shirtler, gömlekler, sweatshirtler kendi üretimimiz. Fudumudu tüm bunların ardından geldi. Bol Wear’la aynı mağazada artık. Bol Wear’dan daha farklı bir dünya, hiphop kıyafetler yok Fudumudu’da.

Fudumudu’da oldukça sıra dışı tasarımlar var. Mesela şu tabancalı sweat, sadece burada gördüm.
Evet, her aksesuardan sadece bir tane var. Giysiler sınırlı sayıda ve her hafta yeni şeyler geliyor. Böyle heyecanlı bir şey Fudumudu. Amacım, insanların “Acaba bugün ne var?” diyerek geldikleri, sürekli hareket halinde bir yer oluşturmak.


Fudumudu butikte yer alacak markaları neye göre seçiyorsun?
Giysiler, beğendiğim ve genellikle Türkiye'de mağazası olmayan markalardan oluyor. Mesela senin de beğendiğin tabancalı sweatshirt bir Tokidoki. İtalyan grafik tasarımcı Simone Legno’nun kendi çizimleriyle yarattığı süper bir marka.

Fudumudu aksesuarların tasarımı sana ait. Bu tasarımlar nasıl ortaya çıkıyor?
Bir şey yapmaya başladığımda sonunda nasıl bir şey çıkacağını hiç bilmiyorum. Şurası şöyle olsun, buradan da şu çıksın, bir de şu renk olsun derken bitiyor. Çok planlı çalışmıyorum; bir gün rozet, bir gün küpe, bir gün kolye çıkıyor.

Ben en çok etekleri tül mavi elbiseye ve topuklu ayakkabı şeklindeki broşa bayıldım. Senin en sevdiğin parça hangisi?
O elbiseyi ben de çok seviyorum. Sonra... Popcorn ve kurabiye t-shirlerini, kaset çantalarımı, topuklu ayakkabı küpelerimi, papyon yaka iğnelerimi ve yeni yapmaya başladığım Kolye Adam’ları çok seviyorum. Aslında hepsini seviyorum.

www.fudumudu.com

yazının tamamı Monomundo'da!

Salı, Eylül 01, 2009

Jasper Joffe: "Oh be, yeniden doğdum!"




Jasper Joffe. Bu ismi yazın bir kenara. Ne de olsa her gün bir manyakla karşılaşmıyoruz. Sevgilisi onu terk etti diye, O da galerisini terk ediyor. Geçmişe ait nesi var nesi yoksa satışa çıkarıyor. Sevgilisinden kalan mektuplar da dahil... Neymiş? Yeniden doğacakmış. Yaşı kaç? 33. Hz. İsa yeniden doğduğunda kaç yaşındaydı? 33. Tövbeler olsun.


Kimse hayatından süper memnun değil ve herkes zaman zaman değişikliklere ihtiyaç duyuyor. Sence sahip olduğun ne varsa satmak, yeni bir hayata başlamak için iyi bir yol mu?
Bence herkes öncelikle kendine şu soruyu sormalı: Hayata bir kez geliyorum. Peki mutlu olduğum şeyleri mi yapıyorum? Eğer sorunuzun cevabı “hayır”sa yaşamınızı değiştirmeli ve içine hapsolduğunuz alışkanlıklarınızdan kurtulmalısınız. Korkulacak bir şey yok. Tam tersine, değişim demek, heyecan ve yenilik demek.

Eski kız arkadaşın senin için, tüm hayatını silecek kadar önemli miydi?
Kesinlikle, o benim için çok önemli biri. Bence aşk, yaşamın en derin parçası. Keşke sevdiğim kadar sevilebilseydim de... Eğer sevgilimi de resme önem verdiğim kadar önemseseydim ve zaman ayırsaydım, eminim onu hiç kaybetmezdim.

Çok güçlü ve farklı bir kişiliğin var. Çocukluk hikayen nedir? Mutlu bir çocuk muydun?
Mutlu bir çocuktum, teenage olana kadar! Sonra gelecek için gereğinden fazla kaygılanmaya başladım. Bilirsin işte, büyüyünce ne olacağım, nasıl görüneceğim gibi sorulara fazlasıyla takıktım. Ayrıca çok utangaçtım. Yeni arkadaş edinemezdim. Ama her zaman ne istediğini bilen biri oldum.

Ailen artist olman için seni destekledi mi?
Evet.

Artist olmasan ne olurdun?
Dünyayı değiştirebilecek herhangi biri. Eğer politikacılar gerçekten bu işi becerebilseydi, politikacı olmak isterdim. Ama insanlara ne yapmaları gerektiğini söylemekten hoşlanmıyorum. İnsanların kendi kararlarını almasından yanayım.

Biraz da resimden konuşalım... Resim yapmak nasıl bir süreci kapsıyor?
Kahve içmek, öğle yemeği, dergi karıştırmak, film izlemek, arkadaşlarla muhabbet, aşık olmak ve ayrılmak. Bunların hepsi sürecin birer parçası.

Türkiye sanat sahnesi hakkında bi fikrin var mı?
Maalesef Türkiye’ye hiç gitmedim. Bir fikrim yok. Günün birinde ülkenizi ziyaret etmeyi çok isterim.

Ortalama bir günün nasıl geçiyor?
Suratsız uyan, müsli ye, duş al, New Yorker oku, duş al, stüdyoya kapan, uyu, kızı okuldan al, 2 saat otobüs yolculuğu çek, Çin yemeği ye, duş al, televizyon seyret, Londra’yla ilgili kitaplar oku...

Satışa çıkardığın Kitchenaid Mikser’in anısı nedir?
Babam Christmas için biraz harçlık vermişti. Ben de tüm paramla o mikseri aldım. Çünkü en sevdiğim şey sevgilime kek yapmaktı ve yumurta çırpmak için miksere ihtiyacım vardı.

www.jasperjoffe.com

devamı monomundo.com'da.